Onikotillomani Tanısı ve Tedavisi

Paylaş:

Onikotillomani, halk arasındaki adıyla tırnak koparma alışkanlığı pek çok kişide görülebilen, bilişsel ve duygusal sorunlara dayalı bir temeli olduğu düşünülen bir davranış bozukluğudur. Tırnak ünitesinin kendiliğinden bozuma uğradığı bir travma olarak tanımlanan onikotillomani, ya tırnakları kopararak ya da çekerek ortaya çıkmakta ve tüm dünyada nüfusun % 0.9’unu etkilemektedir. Onikotillomani vakaları, geri dönüşümü olmayan çok şiddetli tırnak distrofisi, melanonişi veya enfeksiyonlara yol açabilir.

Toplumda sıklıkla görülen bir rahatsızlık olarak bilinen onikotillomani, tırnak ünitesine geçici veya kalıcı travmaya neden olan tırnakları alıncaya kadar tekrarlayan, zorlayıcı bir dürtü ile karakterize kronik bir psikodermatolojik bozukluktur. Çoğunlukla onikotillomani vakaları; tırnak plağı, tırnak yatağı ve periungual cildin tırnak distrofisi ve anormal morfolojisi ile karakterize bir tırnak toplama bozukluğudur.

Onikotillomani belirtileri nelerdir?

Onikotillomani, tanısal ve İstatistiksel açıdan ayrı bir tanı olarak yer almamakla birlikte, belirtilen diğer obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklar kategorisinde beden odaklı tekrarlayıcı davranış bozukluğu sınıfına girmektedir.

Onikotillomanide, üzerinde konvansiyonel düşünce, dürtüsellik, duygusal baskınlık ve mantıksal düşünme için düşük kapasite, çatışma ve fakir deneyim tipi örgütlenme vardır. Buradaki bulgular belirgin nevrotik eğilimleri olan duygudurum bozukluğu ile uyumludur. Onikotillomanide tırnak plağının yokluğuna ek olarak yaygın bir şekilde görülen dermoskopik bulgular arasında % 69 ile dalgalı çizgiler, % 63 ile eğik yönlü tırnak yatağı kanamaları, % 61 ile tırnakta kabuklar, % 47 ile gri tırnak yatağı pigmentasyonu ve % 38 ile tırnakta benekli noktalar vardır. Onikotillomani vakası tedavi için psikiyatriye yönlendirildikten sonra özellikle kanamalar hızla kaybolurken, dalgalı çizgiler ve tırnak yatağı pigmentasyonu da zamanla düzelir.

Onikotillomani neden olur?

Onikotillomaninin ortaya çıkma sebebi günümüzde tam olarak bilinmemekle birlikte psikolojik temelli sorunlara dayandığı, strese bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Onikotillomani tanısı nasıl konur?

Onikotillomaniye dair etkin tanı modaliteleri davranışsal tedavilere ve psikiyatrik ilaçlara odaklanabileceğinden, bu tanıyı yapmak için öncelikle hastanın klinik öyküsünün alınması önemlidir. Onikotillomani, hastaların tırnak ünitesinin farklı bileşenlerini tekrar tekrar manipüle ettiği nadir ve muhtemelen eksik bildirilmiş bir durumdur. Onikotillomani, tırnak plağının tuhaf morfolojisi ve tırnak yatağına ve periungual cilde zarar veren bir dizi nonspesifik bulguyla karakterizedir. Histopatolojik değişiklikler ayrıca nonspesifiktir, ancak liken simpleks kronikus ve cildin prurigo nodülarisine benzer olarak görülebilir. Onikotillomani vakalarında en sık karşılaşılan verilerden birisi ve aslında en net dermoskopik bulgu tırnak plağının yokluğudur.

Onikotillomani nasıl tedavi edilir?

Onikotillomaniye dair günümüze kadar pek çok çalışma yapılmış ve tedavi yolları denenmiştir. Bu konuda büyük klinik çalışmaların tedavilerin etkinliğini değerlendirmemesine rağmen; bilişsel davranışçı terapi, fiziksel bariyer yöntemleri ve farmakolojik tedaviler vaka raporlarında bazı faydalar göstermiş, özellikle de ilerlemesi durdurulabilmiştir. Onikotillomani ile ilgili kanıta dayalı tedavi yöntemleri bulunmadığı için dermatologlar, pediatristler, dahiliyeciler ve psikiyatristler için klinik bir sorun olmaya devam etmektedir.

Onikotillomani hakkında elde edilen veriler, uzmanların günümüzde hala sadece birkaç vaka raporuna dayanmaktadır. Burada değerlendirilen hastalar, ilk olarak problemleri için dermatolojik bir görüş alma eğilimindedir. Onikotillomani durumunda başlangıçta hem psikiyatrik düşünceyi şiddetle reddeden hem de büyük bir problemle yaşamak durumunda kalan aile üyelerini; hastanın kendi kendini yaralama davranışını değiştirmeye ikna etmek amaçlı bir yaklaşım uygulanmaktadır.

Fiziksel bariyer yöntemleri, bilişsel davranışçı terapi ve psikotropik ilaçlarla yapılan farmakoterapi, vaka raporlarında bazı faydalar göstermiştir, ancak bunların etkililiğini değerlendirmek için büyük bir klinik çalışma yapılmamıştır. Sonuç olarak, tedavi için kanıta dayalı tedavi seçenekleri halen mevcut değildir.

Bu konuda incelenen ve yayınlanan vaka raporlarına göre onikotillomani, ruhsal durum muayenesini içeren kapsamlı bir incelemenin, hastanın problemlerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi için gerekli olduğunu ve genellikle daha önce yanlış teşhis edilen altta yatan ruhsal bozukluğun tanınmasına izin verdiğini doğrulamaktadır. Benzer şekilde, ruhsal bozukluk tanısı konulan hastalarda kapsamlı muayene sadece ciddi medikal durumların değil, aynı zamanda ağrı veya rahatsızlığa neden olabilecek psikodermatolojik rahatsızlıkların tanımlanmasını da sağlar.

Çocuklarda onikotillomani

Tırnak koparma (onikotillomani), çocukluk çağında sık rastlanan bir davranış bozukluğu olarak bilinmektedir. Ciddi anksiyete bozukluğundan kaynaklandığı düşünülen bu sorun, çocuklarda özellikle duygusal ve/veya fiziksel istismar sonucu ortaya çıkabiliyor. Ciddi psikolojik kaynaklı sorunlardan kaynaklanan tırnak koparma sorunu, çocuğun ruh ve beden sağlığını birçok yönden olumsuz etkilemesiyle de aslında bir kısır döngü içinde olmaktadır. Şiddetli tırnak koparma vakalarında diş köklerinde hasar, maloklüzyon, çene bozuklukları ve parazitoz da gelişebilir. Bunun onarılabilmesi için de tedavide farklı yaklaşımlar uygulanabilir.

Çocuk yaşta onikotillomani vakası incelemesi

Çocuk yaştaki onikotillomani vakaları incelendiğinde çocuğun kendisi, ebeveyni ve diğer aile bireyleriyle ayrı ayrı görüşmeler yapılmış ve olgunun bu davranışının anksiyete nedeniyle ortaya çıktığı belirlenmiştir. Aile görüşmelerinde annenin ve diğer aile bireylerinin çocuktaki tırnak koparma sorununa yaklaşımı incelenmiş, değerlendirilmiştir. Bunlar ışığında hem çocuğun psikolojik durumunda iyileşmeler sağlanıp hem aile bireylerinin yanlış davranış modelleri düzeltilmiştir. Ortalama 3 -4 ay süren bir izlem ve tedavi süreci sonucunda olguda tırnak koparma davranışının gerilediği ve aile bireylerinin davranış modellerinin de düzeldiği görülmüştür.

Çocuk sağlığı alanında tırnak koparma davranışı çocuk ruh sağlığı açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olarak bilinmektedir. Bu bağlamda bu sorunun tedavi yaklaşımında düzenli davranış terapisi ve aile ile işbirliği yapılması önem taşımaktadır. Tırnak koparma (onikotillomani) sorununun genellikle anksiyete ya da duygusal gerginlik ile ilişkili olduğu varsayılmakla birlikte bu konuda yeterli araştırma bulunmuyor olması da hem yaklaşım hem de tedavi açısından önem taşımaktadır.

Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde genellikle onikotillomani sorunu, obsesif kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Tourette Sendromu gibi hastalıkların bulgusu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Her ne kadar psikiyatride tırnak koparma davranışına ilişkin tartışmalı yaklaşımlar bulunsa da genellikle davranış terapisi tedavinin önemli bir parçası olmaktadır. Zira yukarıda da anlatıldığı üzere tırnak koparma davranışı diş kökü hasarı, maloklüzyon, çene bozuklukları ve parazitoz gibi hastalıklara da zemin hazırlayarak çocuk sağlığını pek çok alanda olumsuz etkileyebilir.

Tırnak koparma davranışı aslında spesifik bir tanı olarak yer almamakla birlikte, obsesif kompulsif bozukluk kategorisi altında beden odaklı yineleyici davranışlar bozukluğu olarak sınıflandırılabiliyor. Toplumda genellikle tırnak koparma genellikle olumsuz sonuçlara sebep olmayan basit bir alışkanlık olarak kabul edilse de, bu davranış sosyal problemlere, anlamlı doku ve tırnak hasarına yol açtığı zaman beden odaklı tekrarlayan davranışlar kategorisi içinde incelenmesi gereken önemli bir sorun haline gelebiliyor.

Onikotillomani toplumda ne sıklıkla görülür?

Synder ve Friman adlı bilim insanları tırnak koparma ile ilgili literatürü gözden geçirmiş ve tırnak koparma sıklığının 4-6 yaş arasındaki çocuklarda arttığını, puberte döneminde ise zirveye ulaştığını, genellikle % 25- 60 oranında değişen sıklığı olduğunu, geç ergenlik dönemi ile 35 yaş arasında tırnak koparma sıklığını % 10-30 arasında, 35 yaşından sonra da % 10’un altına düştüğünü rapor etmişlerdir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar