Ozon Tedavisi İle Bağışıklık Sistemini Güçlendirme

Paylaş:

Hava şartlarındaki değişimler, yaşanan hastalıklar, kullanılan ilaçlar, psikolojik olarak yaşanan travmalar, ilerleyen yaş ve daha pek çok faktör bağışıklık sistemini zayıflatabilmektedir. Bağışıklık sistemi, kişinin dıştan gelen zararlı etkilere, hastalık yapıcı faktörlere karşı direnci, savunma mekanizması olduğundan bağışıklık sisteminin zayıflaması da kişiyi hastalıklara karşı daha hassas hale getirmektedir.

Vücut, tüm bulaşıcı hastalıklardan kendi savunma sistemi olan bağışıklık sistemi sayesinde korunmaktadır.

Bağışıklık sistem zayıflarsa veya çökerse normalde hastalık yaratamayacak en basit bir zararlı organizmalar bile ölümcül sonuçlara yol açabilir ve vücut pek çok çevresel faktöre karşı savunmasız kalır. Bir de kanser gibi hastalıklarla da vücudun başa çıkabilmesi, kendini savunabilmesi bağışıklık sisteminin güçlü olması ile mümkün olmaktadır. Zira kendi kendini savunamayan bir organizmanın uzun süreli, sağlıklı bir şekilde hayatta kalması çok da olası değildir. Bu bağlamda bağışıklık sistemi vücudun kendini korumasını sağlayan savunma sistemidir.

Özellikle bahar aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmeye ihtiyaç var!

Bağışıklık sisteminin her zaman güçlü olması gerekmektedir. Ancak özellikle de mevsim geçişlerinde hastalık yapan mikroplar doğada daha fazla yayılmakta ve bir sıcak bir soğuk olan hava koşulları kişilerin bağışıklık sistemlerini zayıflatmakta, hastalıkların oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Vücut, hızla değişen hava koşullarına alışmaya çalışırken vücutta katabolizma yani yıkım artar. Bu sebeple de organizmadaki bütün hücresel süreçlerin daha iyi çalışabilmesi için desteğe ihtiyacı olur. Bağışıklık sistemi bu şekilde desteklenmesi gereken süreçlerin başında gelmektedir. Çünkü zararlı mikroorganizmaların yayılımı bahar aylarında daha kolay olduğu için daha hızlı bulaşır ve enfeksiyon oluşma riski de artar. Bu bağlamda vücudu koruyan bağışıklık sistemi olduğu için onu mümkün olan en güçlü şeklde tutmak önemlidir.

Bağışıklık sistemini korumak ve güçlendirmek için neler yapılmalıdır?

Bağışıklık sisteminin bir numaralı dostu sağlıklı ve düzenli beslenmektir. Bu bağlamda kişi mutlaka her gün mevsim meyvelerinden, sebzelerinden tüketmelidir.

Vücudun aşırı yorulması da savunma mekanizmasını güçsüzleştirdiği için her gün ortalama 7 saat uyumaya, gün içinde zaman zaman dinlenmeye özen gösterilmelidir.

Fazla olmamak koşuluyla içinde birçok mineral barındıran fındık, kuru kayısı, badem, ceviz gibi kuru yemişler tüketilmelidir.

Su, vücudun en temel besin kaynağı olduğu için günde en az 2 ve hatta 2 buçuk litre içilmelidir.

Toplu olarak yaşanan ortamlarda, toplu taşıma araçlarında her yere temas etmemeye çalışmalı, diğer insanlarla çok fazla yakın olmamaya özen gösterilmelidir.

Kişisel hijyene dikkat edilerek pek çok enfeksiyona maruz kalınması önlenebilir. Bu bağlamda gün içinde sık sık elleri ve yüzü yıkamak mikropların vücuda girmesini önleyecektir. Düzenli olarak dişleri fırçalamak da ağız, boğaz ve sindirim sistemi hastalıklarının pek çoğunu uzak tutacaktır.

Yukarıda sıralanan doğal ve kolay bağışıklık sistemini güçlendirici önlemlerin yanı sıra, zaten bağışıklık sistemi güçsüzleşmiş ve ekstra bir yardıma ihtiyaç duyanlar için de pek çok tedavi alternatifi bulunmaktadır. Bu amaçla doktorun önerdiği ilaç ve vitamin takviyelerinin kullanılması bir seçenekken, yeni ve vücuttaki pek çok sistemin organın sağlığını güçlendirmede etkili olan ozon tedavisi de çok önemli bir seçenektir. Zira ozon tedavisi ile vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmek günümüzde çok sık tercih edilen ve çok olumlu etkiler gösteren bir uygulamadır.

Ozon tedavisi bağışıklık sisteminin çalışmalarını düzenliyor!

Beslenme yoluyla vücuda alınan besinler oksijen ile birleşerek metabolik işlemlere maruz kalmakta ve vücut için gerekli olan enerjinin elde edilmesini sağlamaktadır. Bu işlemin sonucunda da vücuttaki atık ürünlerin en zararlısı olan “oksidan” adı verilen moleküller oluşur.  Oluşan bu oksidanlar vücudun normal hücrelerine zarar vererek, hücre beslenmesini, ve temel metabolizmayı bozarak oksidatif stres oluşturur, anormal, kanserli hücrelerin oluşmasına sebep olabilir.  Bu durum aynı zamanda vücutta pek çok akut ve kronik hastalığın da başlama nedeni olabilir. İşte tüm bu zararlı etkileri minimuma indirmek, olumsuz faktörleri bertaraf etmek için ozon tedavisi uygulanmaktadır.

Ozon tedavisinin kullanımı ve faydalarına dair yapılan laboratuvar çalışmaları, ozonun antioksidan özelliklerinden dolayı vasküler, hematolojik, immün sistem, kardiyovasküler sistem, subkutan doku, periferal vasküler hastalıklar, nörolojik sistem, baş ve boyun hastalıkları, ortopedik problemler, gastrointestinal ve genitoüriner patolojilerde faydalı olduğunu göstermektedir. Son dönemlerde yapılan laboratuvar çalışmaları ve translasyonel araştırmalar, O3 –  AHT’nin, farklı konsantrasyonlarda sayısız patolojide yüksek oranda fayda sağladığını göstermektedir. Dolayısıyla da doz -yanıt ilişkisi kurma girişimlerine dair protokoller de geliştirilmeye başlanmaktadır. Özellikle de genç, yaşlı, hasta, sağlıklı pek çok kişinin muzdarip olduğu bağışıklık sisteminden kaynaklı sağlık sorunlarının önlenmesi ve hatta tedavisi için ozon tedavisi uygulamaları yaygınlaşmaktadır.

Ozon tedavisi vücut dokularını onarır!

Vücudun doğal savunma mekanizmaları, yani bağışıklık sistemi her gün, her saat oluşan zararlı oksidanlara ve hücrelere karşı savaş vererek doğal vücut dengesini korumaya çalışmaktadır. Kişinin vücudunun antioksidan mekanizmasının genel veya lokal olarak zayıflaması, bozulması, dokuların oksijenlenmede azalma yaşaması ve sonrasında oksidatif hasar, hücre bozulması ve hastalık gelişimine neden olur. Uygun dozda ve düzenli aralıklarla uygulanan ozon tedavisi ise bağışıklık sistemini güçlendirerek, oksidanların sebep olduğu doku hasarını en aza indirebilmekte, hasar gören dokuları onarabilmektedir.

Ozon tedavisi, hücrelere oksijen ulaştırarak kan dolaşımını hızlandırıyor!

Ozon gazı, vücudun doğal antioksidan mekanizmalarını aktifleştirerek güçlendirir, hücrelere oksijen ulaşmasını kolaylaştırır.

Ozon tedavisi sayesinde kanın oksijen taşıma kapasitesi artar ve kan dolaşımı hızlanır.

Hücrelere, dokulara daha fazla oksijen ulaşması sayesinde bağışıklık sistemi daha aktif hale gelir, bağışıklık fonksiyonları düzenlenir ve antioksidan enzimleri aktifleşir.

Ozon gazı, vücutta bakterilere, virüslere, mantarlara ve tüm zararlı faktörlere karşı öldürücü etki gösterir.

Ozon tedavisi bir bakıma dezenfektan etkisi gösterdiği için açık yaraların temizlenmesini kolaylaştırırken, iyileşme sürecini hızlandırır.

Ozon tedavisinin bağışıklık sisteminde etki mekanizması

Ozon tedavisi ve bağışıklık sistemine etkisi konusunda en bilindik olan, ozon gazının yol açtığı hafif oksidatif stresin, bağışıklık fonksiyonlarını aktive etmekte etkili olduğudur. Bu bilimsel gerçek dolayısıyla da bağışıklık sistemini güçlendirmek odaklı uygulanan diğer tedavi yollarının yanında, tedavi amaçlı ya da tedaviye yardımcı olması için ozon konsantrasyonları ile birleştirilen normal insan kanı kullanılarak çeşitli uygulamalar gerçekleştirilmektedir.

Ozon tedavisi, yaygın inanışın aksine sadece infeksiyon tablolarında destekleyici bir tedavi olarak değil, pek çok bağışıklık sistemi sorununda tedavi edici rol oynamaktadır. Ozon tedavisi son dönemlerde bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesiyle de bağlantısı olan hem HIV hem de kronik hepatit C enfeksiyonları ile mücadele etmekte başarılı bir tedavi olarak uygulanmaktadır. Ancak yine altını çizmekte fayda var ki; ozon tedavisi tüm endikasyonlarında yardımcı tedavidir , asıl tedavinin yerini tutmaz.

Ozon tedavisi hastalıklarda tamamlayıcı ve destekleyici tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır!

Ozon tedavisi, hemen herkesin yaşamında en az bir kez karşılaştığı, ilaçlara dirençli üretrit (bel soğukluğu), kronik prostatit, kronik sistitler, aşırı aktif mesane, üretra (idrar yolu) darlıkları, testis iltihabı, fournier gangreninde uygulanabilmektedir. Bunların yanında penisteki sertleşme güçlüğünün tedavisinde de PRP ve ozon birlikte kullanılmakta, çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu hastalıkların tedavisinde ozon tedavisi hem tedavi edici hem de bilinen tedavi yöntemlerini tamamlayıcı ve destekleyici tedavi olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca tedavi için kemoterapi alan hastalarda bağışıklık sistemi çok kolay bir şekilde zayıflamaktadır. Bunu güçlendirmek amaçlı, kemoterapi uygulandığı sürece uygulanan destekleyici ozon tedavisi sayesinde hastanın kemoterapinin yan etkileri tolere edilebilir ve zorlu kemoterapi süreci daha kolay bir şekilde geçirilebilir.

Ozon tedavisi kesinlikle uzman kontrolünde uygulanmalıdır!

Diğer tüm tedavi türleri gibi ozon tedavisi de hastaya özgüdür ve kesinlikle uzman hekim kontrolünde yapılmalıdır. Ozon tedavisi, her hastaya özgü değerlendirmeyi takiben belirli uygun dozlarda ve farklı uygulama yöntemlerinden uygun olan seçilerek yapılmalıdır. Ozon tedavisinin olası yan etkileri ve sakıncaları da göz önünde bulundurularak mutlaka bu konuda uzmanlaşmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ozon uygulama sertifikası olan doktorlar tarafından uygulanmalıdır.

Ozon tedavisinin olası yan etkileri nelerdir?

Ozon tedavisinde düşük bir risk de olsa doku oksijenizasyonu yaşanması mümkündür.

Ozon toksik bir gaz olduğu için, vücutta mikrop öldürücü etkisinin olabilmesi için insanın tolere edebileceği güvenli dozdan çok daha yüksek konsantrasyonda verilmemelidir.

FDA (Amerika Birleşik Devletleri gıda, diyet eklentileri, ilaç, biyolojik medikal ürünler, kan ürünleri, medikal araçlar, radyasyon yayan aletler, veteriner aletleri ve kozmetiklerden sorumlu bürosu), yüksek dozlarda ozon gazının merkezi sinir sisteminde, akciğerde tahriş yapabileceği, akciğer ödemine neden olabileceğine dair uyarılar yapmış ve bu konuda kesinlikle güvenli doz aralığına uyulması gerektiğini bildirmiştir.

Yukarıda sıralandığı gibi pek çok sağlık sorununun tedavisine yardımcı olabilen ozon tedavisi uygulamasının beklenen en olumlu etkiyi verebilmesi alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından doğru hastaya, uygun dozda uygulanması ile mümkün olacaktır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar