Şekerlerin Cildinize Yaptıklarını Merak Ediyor musunuz?

Paylaş:

Şeker ve şekerli besinlerin genç, yaşlı, kadın, erkek herkes için dayanılmaz bir çekiciliği olduğu bir gerçektir. Elbette ki, şeker yiyeceklere tat katmakta ve her daim daha fazla yeme arzusu uyandırmaktadır. Ancak bilim insanlarının, doktorların yaptığı araştırmaların hemen hepsi de şekerin vücuttaki her bir organa, her bir hücreye zarar verdiğini ve özellikle de cilt yaşlanmasını hızlandırdığını gösteriyor. Bu da artık herkes tarafından bilinen, ancak pek de kabul edilmek istenmeyen bir gerçek haline gelmiştir. Hatta son zamanlarda artan obezite, diyabet ve iç organ hastalıkları şekerin sağlık için zararlarını çok daha net ortaya koymaktadır. Günümüzde 20’li, 30’lu yaşlardakilerin pek çoğunun gerçek yaşından 5 – 10 yaş daha büyük görünen bir cilde sahip olmasının da fazla şeker tüketimi ile bağlantılı olduğu bilinmektedir.

Şeker neden yaşlandırır? 

Şeker tüketiminin vücuttaki tüm organlarda, hatta hücrelerde yaşlandırıcı etki gösterdiği bilinmektedir. Ancak şekerin ciltteki bu yaşlandırıcı etkisi özellikle kolajenin üretiminin azalma eğilimi gösterdiği 35 yaşından itibaren başlamaktadır. “Glikasyon” adı verilen bu süreçte şeker molekülleri ciltte enzimler aracılığıyla proteinlere bağlanır ve bunun sonucunda ciltteki hücreler sertleşiyor, zayıflıyor ve daha sarımsı bir renk alır. 30 ve özellikle de 35 yaşından itibaren hızlanan cilt yaşlanması süreci ciltte kırışıklıklar, sarkmalar ve elastikiyet kaybı, bunların toplamında da yaşlanma belirtileri olarak dışa yansımaktadır.

Şekerin ciltte yarattığı ve yaşlanmaya sebep olan bir diğer etken olarak; şekerin cildin ürettiği kolajen tipini de etkilemektedir. 20’li yaşlarda güçlü ve kalıcı olan kolajen üretimi; yaşın ilerlemesi ve sağlıksız beslenme, özellikle de çokça şeker tüketimi ile zayıf, güçsüz kolajene dönüşmektedir. Özellikle de güneş ışınları, kimyasallar gibi yaşlanmaya sebep olan çevresel faktörler de kolajen üretiminin zayıflamasıyla birlikte cildi çok daha fazla olumsuz etkiliyor. Eğer kişinin tahlillerinde kanında normal değer içinde glikoz tespit edilirse, glikasyon süreci zamanla doğal bir süreç olarak çok daha yavaş gerçekleşir. Zaten bu hususta doğal olmayan şey, glikasyon sürecini hızlandıran fazla şeker tüketimidir.

Cilt sağlığı için hangi şekerden uzak durulmalı?

Evet, şekerin genel olarak tüm vücut sağlığına olumsuz etkileri herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Ancak hangi şeker ve ne kadar miktardaki şekerin sağlıksız, zararlı olduğu sorusunun yanıtı da önem taşımaktadır. Neredeyse her gün tüketilen kekler, kurabiyeler, kahve ve çaya eklenen şeker, beyaz ekmek ve makarna gibi karbonhidrat içeren besinlerin hemen hepsi zararlı şeker içermekte, sağlığı tehdit etmektedir. Bu ürünlerin hepsinden tamamen uzak durmak mümkün olmadığına göre azaltmak, özellikle de beyaz şekeri mümkün olduğunca düşürmek gerekiyor. Uzmanlara göre en çok da mısır şurubu içeren besinler; gizli şeker barındırmakta ve glikasyon sürecini 10 kat daha hızlandırmaktadır.

Tüm şekerler zararlı değildir!

Uzmanlar, bazı yanlış inanışlar gibi “sıfır şeker” kavramının da yanlış olduğunun altını çizmekteler. Zira sağlıklı bir bünyeye sahip olmak için günlük olarak az da olsa belli bir miktar şeker alınması gerekmektedir. Burada önemli olan şekerin ne kadar alındığı ve hangi tür şekerin tüketildiğidir. Uzmanlara göre sağlıklı bir kişinin günlük şeker kullanımının altı çay kaşığını, yani 100 kaloriyi geçmemesi gerekiyor. Sağlıklı şeker seçimi früktoz ve laktoz içeren doğal şekerler şeklinde olmalıdır. Bunun için meyve, sebze ve süt ürünleri gibi vücudun ihtiyacı olan cilt dostu lifler, vitamin ve antioksidanlar içeren şekerli besinler seçilmelidir.

Cilt sarkmalarının sebebi % 40 oranla şekerdir!

Şekerin ciltte kolajen üretimini yavaşlatarak yenilenme sürecini sekteye uğratıyor ve böylece sarkmalar, kırışıklıklar oluşuyor. Cilt elastikiyetini ve yenilenme gücünü kaybettiğinden kırışıklıklar ve sarkmalar da kaçınılmaz oluyor. Bununla birlikte ciltteki sivilcelenmenin de şeker tüketimiyle ciddi bir ilgisi var. Burada söz konusu olan şeker, yukarıda da bahsedildiği üzere şekerli hazır işlenmiş gıdalar, mısır şurubu kullanılan tatlılar, unlu mamuller gibi besinlerin içerdiği şekerdir. Bunlar cilt sağlığı için en zararlı olanlardır.

Basit ve sağlıksız şeker kişinin hormon dengesini bozabildiği için sivilcelenme ve ciltte hızlı bir yaşlanma kaçınılmaz oluyor. Hatta şekerli gıdaların vücutta inflamasyon denilen bir tür yangılanma sorunu meydana getirdiği de biliniyor.

Şeker yaşlandırıyor!

Şekerli gıdalar tüketmeyi alışkanlık haline getirenlerin çok daha hızlı yaşlandığı bir gerçektir. Sağlık kurumlarında uygulanan Hemoglobin A1c isimli test, tıpta şeker taraması anlamına geliyor. Bu test sonucuna göre kişinin son 3 aylık dönemdeki beslenmesindeki şeker miktarı ortalaması öğrenilebiliyor. Şeker tüketimi de, cilt kolajeni gibi vücuttaki başka maddelere de çapraz bağlanarak cilde zarar verdiğinden aslında bu test klasik takiplerde Hemoglobin A1c değeri ile kişinin cilt yaşlanması oranını, hızını da gösterebiliyor ya da en azından bu konuda fikir veriyor.

Şekerin yaşlandırıcı etkisine nasıl önlem alınabilir!

Zamanından çok önce yaşlanmak istemeyen kişiler, diyetini, beslenme programını kontrol altına almalı; beslenmesinden kalorili ve yüksek şeker içeren besinleri azaltmalıdır. Bununla birlikte beslenme programına antioksidan açısından zengin besinler eklemek, yeşil çay, yaban mersini, ceviz, kırmızıbiber gibi besinler tüketmek hücre yenilenmesini ve kolajen üretimini destekleyecektir. Zamanından daha hızlı değil de, doğal bir yaşlanma süreci, hatta geciktirilmiş bir yaşlanma süreci için hem gece, gündüz düzenli bir cilt bakım rutini oluşturmak hem de beslenmeyi mümkün olan en doğal şekilde planlamak önerilir. Ne kadar doğal beslenirse kişi o kadar daha yavaş ve geç cilt yaşlanması yaşayacaktır.

Şekerin ciltte yarattığı olumsuz etkileri önleyebilmek adına kişisel bakım ve beslenmeye özen gösterirken, kozmetik endüstrisinin sunduğu bakım ve besleme olanaklarından da faydalanmak gerekiyor. Bu bağlamda ciltte kolajen üretimini artırarak ince çizgileri dolduran cilt bakım ürünleri, glikasyon süreci ile savaşabilmektedir. Ancak kozmetik ürünlerin hiçbirinin cildi içten beslemek ve cildi düzenli olarak temizleyip nemlendirmek kadar etkili olmayacağı düşünülmektedir. Bu bakımdan öncelikle yaşlanmayı geciktirici bir yaşam ve beslenme rutini oluşturulmalı, ardından cilt tipine uygun ve bunu destekleyecek kozmetik ürünleri kullanmak da ihmal edilmemelidir.

Şekerin ve diğer olumsuz faktörlerin ciltte yaratabileceği deformasyon sürecini yavaşlatabilmenin en önemli yollarından birisi de kesinlikle cildi güneşin zararlı ışınlarından koruyabilmektir. Bunun için yaz, kış günlük olarak SPF içeren bakım ürünleri kullanmak ihmal edilmemeli, kışın 30 faktörlü bir güneş koruyucu krem yeterli gelirken, yazın 50 faktörlü güneş kremleri tercih edilmelidir. Zira güneşin ciltte ortaya çıkardığı lekeler, kuruluk ve dolayısıyla da kırışıklıkların onarılması çok zor olmaktadır.

Şekerin zararlı etkilerinden korunmak için asıl önemli olan glikasyon yaparak kişiyi yaşlandıran gıdaları beslenme düzeninden çıkarmaktır. Bu bağlamda öncelikle işlenmiş tüm gıdalar öyle veya böyle hem cilt hem genel sağlığımız için zararlı olduğu için tüm şekerli, unlu işlenmiş gıdalar, hazır ürünler, alkol, mısır şurubu kullanılmış ürünler beslenme programından çıkarılmalıdır. Fakat kuruyemişler, baklagiller, karabuğday unlu ürünler, baharatlar, sebzeler, meyveler, balık, hindi, yumurta gibi sağlıklı yiyecekler grubuna giren ürünler glikasyona sebep olmadığı için bunları özellikle tüketmek gerekiyor. Bir de sağlıklı gıdaları kızartarak değil de, haşlayarak ya da çiğ olarak tüketmek suretiyle yaşlanma sürecini yavaşlatmak mümkündür.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar