Yüzme Havuzlarındaki Bulaşıcı Hastalıklara Dikkat!

Paylaş:

Gençler, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve aslında her yaştan herkese, buna engel bir sağlık sorunu olmadığı sürece en ideal sporlardan birisi yüzme, bir diğeri ise yürüyüştür. Sağlıklı yaşam, fit kalma, ideal kiloya kavuşma, tüm bedeni çalıştırma gibi hususlardan bahsedileceği zaman da spor olarak akla ilk olarak yüzme gelir. Bunların yanında yüzme sadece fiziksel sağlık için değil, ruhsal dinginlik ve huzur için de tavsiye edilmektedir. Hal böyle olunca da yaz, kış, sonbahar, ilkbahar demeden aslında her fırsat buldukça ya da haftada 2 – 3 gün fırsat yaratarak yüzmek gerekiyor.

Mevsim yaz olunca elbette ki yüzmek için çok fazla alternatif var. Ancak havalar soğuyup sonbahar, kış geldiğinde tek alternatif olarak yüzme havuzları kalıyor. Kapalı yüzme havuzları kışın spor yapmak için çok ideal, ancak halka açık yüzme havuzlarını kullanmak da aslında bir bakıma cesaret ve biraz araştırma yapmayı gerektiriyor. Zira gerekli önlemlerin alınmadığı, hijyene dikkat edilmeyen, sağlık koşullarını taşımayan yüzme havuzlarında yüzecek olanları pek çok bulaşıcı hastalık bekliyor olabilir.

Yüzme havuzlarının taşımaları gereken standartlar var!

Halka açık yüzme havuzlarının kişinin sağlığını ne denli tehdit etmeye müsait olduğu bilinen bir gerçektir. İşte bu sebeple bu havuzların taşıması gereken özellikler, sağlık esasları ve şartları hakkında Sağlık Bakanlığı bir yönetmelik düzenlemiştir. Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre hem havuzun her türlü sağlık şartını taşıması gerekiyor hem de testler için havuzdan numuneleri alacak olan kişinin sağlık ve kimya eğitimi almış olması gerekiyor. Havuzdan belli zaman aralıklarında alınan numune suyunun yetkili laboratuvarlarda analiz edilmesi de kesinlikle şarttır. Ancak elbette ki ülkemizde bu kurallara uymayan, standartların farkında olmayan, yaşamı tehdit ettiği halde çalışmaya devam eden pek çok halka açık havuz bulunmaktadır. Ayrıca havuzlu apartman, spor merkezi ve sitelerin de havuzlar sık sık temizlettiği ya da havuzlarına ait temizlikle ilgili verileri analiz ettirip ettirmediği de meçhul durumdadır.

Açık yüzme havuzları havadan ve çevreden gelebilecek her türlü etkiye ve faktöre açık durumdalar. Bu etkenler arasında mikroplar, bakteriler, virüsler ve mantarlar bulunmakta ve bunların her biri kişinin sağlığına pek çok açıdan zarar verebilmektedir. Kullananlarda çok sayıda farklı hastalığa neden olabilen mikroplar hem rüzgarla hem de yüzücülerle havuza taşınmaktadır. Yüzme esnasında da kişinin ağzından, burnundan, kulaklarından, derisinden  giren bu zararlı etkenler hastalıklara yakalanmak için çok önemli sebepler. Özellikle de kadınları ve çocukları tehdit eden idrar yolları ve üreme yolları enfeksiyonları açısından bakıldığında halka açık yüzme havuzları çok önemli tehdit unsurlarıdır.

Yüzme havuzlarındaki bulaşıcı hastalıklar yaşamı tehdit edebilir!

Havuz suyunu temizlemek ve daha az tehlikeli hale getirmek için kullanılan klorun sebep olabildiği astım ve kanser gibi hastalıklar insanları tedirgin etmektedir. Zira havuzda yüzerken klorlu su yüzücünün ağzından, burnundan, kulağından girmektedir. Havuz işletmecileri ve bu havuzlarda yüzme kursu veren antrenörlerin mikropların suya girmesini engelleme lüksü neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu konuda yapılabilecek en doğru şey girmiş olan alası mikropları en kısa sürede yok etmek ve bunun için de klor kullanmaktır. Ancak böyle olunca da klorun insan sağlığı üzerinde yarattığı tehditlerin hem sayısı hem de şiddeti artmış oluyor.

Yüzme havuzları söz konusu olduğunda klor kullanımını sıfırlamak mümkün değilken, klorun yaratacağı etkiyi en aza indirebilmek mümkün olabilir. Bu amaçla günümüzde bazı yüzme havuzlarında klor destek sistemleri kullanılmaktadır. Havuz suyunun yarattığı tehlikeyi azaltmak adına oksijen/ ozon üretmek (ozonlama, hidroliz), mineral sistemler (Pool Wizard) ve iyonlaşma üniteleri (bakır ve gümüş) kullanmak gibi önlemler alınmaktadır. Bu işlemler yapıldığında klor tüketimi azalırken, havuzun dezenfeksiyonu daha hızlı ve güvenilir bir şekilde yapılmış olur. İnsanların yüzme havuzlarını tercih etme nedenleri hem şehir içinde denize göre çok daha kolay ulaşılabilir olması hem de aslında denizden daha güvenli olacağı fikridir. Bu bakımdan yüzme keyfinin bir hastalıkla bozulmaması için halka açık yüzme havuzlarının dezenfeksiyon işlemleri ve rutin bakımı aksatılmamalı ve havuzu kullanan kişilerin de bu işlemlerin yapılıp yapılmadığını kontrol etmeleri gerekir.

Yüzme havuzlarında bulunan bulaşıcı hastalıklar nelerdir?

Dezenfektasyonu ve temizliği, bakımı düzenli olarak yapılmayan yüzme havuzlarında; Amipli Dizanteri, Cryptosporidiosis, Deri Yangısı, Dizanteri, Gastroenterit, Giardiasis, Hepatit, Keratat, Kolera, Konjonktivit, Lejyoner Hastalığı, Mantar, Menenjit, Salmonellosis, Shigellosis, tifo, deri mantarları, el ayak ve genital bölge siğilleri ve daha pek çok farklı bulaşıcı hastalık riski bulunmaktadır.

  • Yüzme havuzlarının dezenfeksiyonunda klor kullanımı halen ülkemizde çok yaygın olmakla birlikte, havuzun suyuna klor eklendiğinde yüzücülerin kanser yapan bileşikler dahil olmak üzere, pek çok zararlı maddeye maruz kalmaları da söz konusudur.
  • Sağlıklı olsun diye yapılan kimyasal dengeli havuz suyu ve 2.0 mg/L serbest klor oranı önerisine karşın, içinde bulunan Cryptosporidium parvum’u nötralize etmek yaklaşık 4 gün sürebilmektedir. Cryptosporidium parvum ise kişiye yüzme havuzu suyundan bulaşan, çok şiddetli, ciddi hastalıklara yol açabilir.
  • Yapıla tahliller sonucunda klor düzeyi 2.0 mg/L’den fazla olduğu tespit edilen havuzların yarısından fazlasında E. Coli ve Pseudonomas bakterileri bulunmuştur. Yani havuz suyunun klor düzeyi “güvenli” olarak ifade edilen 2.0 mg/L’den fazla arttırıldığında bile sağlığı tehdit eden bakteriler bulunmaktadır.
  • Uzmanlara göre havuzlarda bulunan fazla sayıdaki bakteri ve virüslerden dolayı, halka açık havuzlarda yüzen kişiler, yüzmeyenlere göre, çok daha sık ve daha fazla göz, kulak ve cilt rahatsızlıklarına, iltihaplara maruz kalmaktalar.
  • Yüzme havuzlarının dezenfektasyonunda kullanılan klor ve onun yan ürünleri teneffüs edildiğinde özellikle küçük yaştaki çocuklar başta olmak üzere havuzu kullanan herkesin astıma yakalanma riski artmaktadır.
  • Sağlık koşullarına yeterince uygun olmayana yüzme havuzlarını kullanan kişilerin klora maruz kalmaları dolayısıyla karaciğer, böbrek ve merkezi sinir sistemi problemlerine yakalanma riski fazladır.
  • Havuzlardaki suda bulunan klor (Cl2 veya ClO2) ya da kloraminler göz ve burunda tahrişlere, mide rahatsızlıklarına ve anemiye neden olabilmektedir.
  • Havuzları dezenfekte etmek için kullanılan klora karşı direnci yüksek olan mikropların çoğalması, 80’li yıllardan bu yana ishal sorununun her geçen gün artmasına sebep olmuştur.
  • Havuzlarda yüzme esnasında cilt tarafından emilen klor, EPA (Çevre Koruma Dairesi) tarafından kansere sebep olan etkenler sıralamasında ilk 10’a girmiştir.

Yüzme havuzlarından bulaşan hastalıklar, sebepleri ve önlemler

  • İshal mikrobu havuzda uzun süre canlı kalabiliyor!

Büyük, küçük pek çok kişinin muzdarip olduğu ishal hastalığı mikrobu, bulundukları ortama göre dakikalarca ya da günlerce havuzun içinde canlı kalabiliyor ve kişiye bulaştığında uzun süre ishal yapabiliyor. Çok kolaylıkla bulaşan ishal mikrobunun yüz binlercesi, yüz milyonlarcası ve hatta bir milyar kadarı kişinin bağırsaklarında birikebiliyor. Çok az miktarda mikrop barındıran havuz suyunun yutulması bile kişiyi hasta edebilir, günlerce geçmeyen ishale sebep olabilir. İşte bu sebeple de mikrop oluşumunu önlemek adına havuza girmeden önce duş almak ve havuz suyunu yutmaktan kaçınmak önerilir.

Halka açık yüzme havuzlarında sürekli filtre ve anti enfeksiyon suyu kullanılması bulaşıcı mikrop risklerini azaltabiliyor. Klorun hasta edici etkisi yüksek, öldürücü etkisi ise düşük ve uzun zaman aldığı için havuzda kimi mikroplara maruz kalındığı anlaşılamayabilir. Pek çok yüzme havuzunda tek filtre sistemi kullanılıyor. İshal olan bir kişinin taşıdığı mikrop geniş bir havuz sistemine ya da büyük bir su parkına aktarılabilir. Bu bakımdan ishal olan, ishali kanlı olan, 5 gün içinde iyileşmeyen, ateş veya döküntü olanlar hem kesinlikle havuza girmemeli hem de acilen doktora başvurmalılar.

İshal olanlar kesinlikle;

  • Yüzme havuzuna girmemeliler,
  • Terini, kirini havuz suyundan uzak tutmalılar,
  • Havuza girilirse idrar yapmamalılar,
  • Altı bezlenen çocuk varsa bezler kontrol edilmeli,
  • Çocukların bezleri hijyenik, uygun ve mikroplardan uzak bir yerde değiştirilmelidir.
  • Sıcak küvet kızarıklığı hastalığına dikkat!

Yeterince temizlenmeyen, arındırılmayan kirli su insanların cildine uzun süreli temas ederse, Türkçede “Sıcak Küvet Kızarıklığı” denen Pseudomonas Dermatit veya sadece “dermatit” diye de adlandırılabilen hastalığa sebep olabilir. Sıcak Küvet Kızarıklığı, hemen her yerde bulunabilen mikrobun kişiye enfekte olmasından kaynaklanmaktadır. Bu rahatsızlık, genelde temizlik kurallarına dikkat edilmeyen küvetlerin ya da spaların kullanılmasından ve özellikle de yeterince bakım yapılmamış bir havuzda yüzdükten birkaç gün sonra ortaya çıkar.

Sıcak Küvet Kızarıklığı kişinin cildinde kaşınan noktaların şişip kızarması, mayoların temas ettiği alanlarda kötü kızarıklıklar, saç köklerinde oluşan kabarcıklar şeklinde semptom göstermektedir. Bu rahatsızlık her yaştan kişiyi etkileyebilmektedir. Bunun sebep olduğu kızarıklıkların çoğu birkaç gün içinde tıbbi bir yardım almadan geçerken, kızarıklığın geçmemesi durumunda bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

Sıcak küvet kızarıklığına yakalanmamak için;

  • Havuzdan çıktıktan sonra mayo çıkarılmalı ve sabunla, şampuanla duş alınmalı,
  • Çıkarılan mayo sabunla yıkanmalı,
  • Havuz veya spa merkezinin görevlisine suyun dezenfekte edilip edilmediği sorulmalı, mümkünse suyun asit, baz değerlerinin günde iki kez kontrol edildiğinden emin olunmalıdır. Zira sıcak su içeren küvetleri ve havuzlar kaliteli bir dezenfektanla temizleniyorsa ve asitbaz değer kontrolü yapılırsa mikropların bulaşma riski daha azdır.
  • Kullanılan küvetin yeterince dezenfekte olup olmadığının kontrol edilmesi için sıcak küvet test şeritleri kullanılmalıdır.
  • Yüzücü kulağı çok tehlikelidir!

Halka açık havuzlarda yüzenler sık sık kulak enfeksiyonlarına yakalanmaktalar. Yüzücülerin kulaklarında sık sık enfeksiyonlar olur. Bunlar yüzdükten sonra kulakta biriken kirlenmiş su sebebiyle ortaya çıkar. “Yüzücü Kulağı” veya “otitis externa” olarak bilinen bu enfeksiyon genellikle kulağın dış kanalında görülür ve her yaştan yüzücü için çok acılı bir sorundur. Bu sorunun semptomları genellikle yüzdükten sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Bu şikayetler; kulakta kaşınma, kızarıklık, şişme, kulak kapatıldığında veya baskı yapıldığında acı hissi ve enfekte olan kulaktan irin akması şeklindedir.

Bu rahatsızlıktan her yaştan kişi etkilenebilirken daha çok çocuklar yaşamaktalar. Yüzücü Kulağı sorunu, suyun kulak kanalında uzun süre kalması sonucu oluşabilir. Havuz suyunun kulakta uzun süreli olarak kalması; mikroplar için uygun koşulları sağlar, onların gelişmesine ve derinin enfekte olmasına sebep olur. Yüzücü Kulağı sorunu kişiden kişiye bulaşabilir. Bu sebeple de enfekte olduğunu düşünen kişiler vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna gitmeli ve doktorun reçete ettiği antibiyotik kulak damlası kullanmalıdır.

Yüzücü Kulağı sorunu yaşama riskini azaltmak için yüzme havuzu kullananlar;

  • Kulaklarını mümkün olduğunca kuru tutmalılar,
  • Yüzerken kulak tıkacı kullanmalılar,
  • Yüzdükten sonra hemen kulaklarını kurulamalılar,
  • Kulağı kurulamak için temiz bir havlu kullanmalılar,
  • Kafayı hafif eğerek suyun çıkmasını beklemeliler,
  • Kulağın içine herhangi bir alet, materyal sokmadan kurulamaya çalışmalılar.
Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar